(262) 300 41 41

info@akademihastanesi.com.tr

D-100 Karayolu No:22-24 Yahya Kaptan Durağı

Ovacık Mah. Başiskele / Kocaeli

Sosyal Medya

Akademi Hastanesi  >  Op. Dr. Turgay Gülecen   >  Üriner Sistem Taş Hastalığı

Üriner Sistem Taş Hastalığı

Böbrek taşı, tıpta “nephrolithiasis” ya da, “urolithiasis” olarak bilinen, böbreklerde biriken sert maddelere verilen addır. Kalsiyum oksalat veya ürik asit gibi maddeler idrarda normalde beklenenden daha yüksek yoğunlukta bulunursa böbrek taşı oluşur. Bu kristaller böbrekte çökelebilir ve zaman içerisinde büyüyerek böbrek taşını meydana getirir. Taşlar idrar kanallarından aşağıya doğru hareket ederek vücuttan atılabilir. Ancak idrar kanalının herhangi bir düzeyinde takılarak idrar akışına engel olabilir ve şiddetli tipik böbrek ağrısına yol açar.

 

Böbrek Taşı Nasıl Oluşur?

Böbrek taşları idrardaki maddelerin kristaller oluşturması ve bu kristallerin büyüyerek taşlaşması sonucu gelişir Bazı koşullar bu durumu kolaylaştırmaktadır:

 

Konsantre idrar: Taş oluşumu için en uygun ortam konsantre idrardır. Böbrek taşları, konsantre idrarda çekirdek kristallerinin oluşması, bu kristallerin çökmesi ve büyümesi sonucunda oluşurlar. Taş oluşumu için oldukça elverişli olan bu ortamın en kolay tedavisi bol su içmektir. Yetersiz sıvı alımı konsantre idrara neden olurken sıvı miktarı arttıkça idrar yoğunluğu düşer ve berraklaşır.

 

Böbrek taşı oluşumunu kolaylaştıran diğer bir faktör de idrar yollarında oluşacak tıkanıklıklar. Herhangi bir nedenle gelişen tıkanıklık idrarda kristallerin oluşmasını ve çökmesini kolaylaştırır.

 

İdrarda taş oluşumunu engelleyen maddelerin azalmış olması: Araştırmalara göre idrarda magnezyum, sitrat, pirofosfat ve glikoprotein gibi maddelerin yüksek olması, konsantre idrarda bile taş oluşumunu engellemektedir. Bu maddelerin azalması, idrarda kristallerin daha kolay oluşmasına neden olur. Bu kristaller büyüdükleri takdirde birer taşa dönüşürler.

 

Genetik ve Coğrafi Koşullar: Ailenizde böbrek taşı düşüren birinin olmasının sizin için de bir risk oluşturur. Genetik faktörler böbrek taşı oluşumu için oldukça önemlidir. Kalsiyum taşlarının, yaklaşık %50’sinde genetik geçişin etkili olduğu bilinmektedir. Böbrek taşlarının büyük çoğunluğunu kalsiyum taşları oluşturmaktadır. Kalsiyum taşlarını oluşması için de en önemli risk faktörü, idrarda kalsiyum miktarının yüksek olmasıdır. İdrardaki kalsiyumun yüksek olması ise genetik olarak nesilden nesile aktarılabilmektedir. Bu da taş oluşumu için yeterince büyük bir risk faktörüdür.

 

İdrar yolunda taş nasıl oluşur?

Böbrekler vücudumuzun filtre sistemi olarak çalışırlar. Kan sürekli olarak böbreklerden süzülürken yararlı maddeler emilir, istenmeyen maddeler ise idrarla dışarı atılır. İdrar çok yoğun ise böbrek taşı oluşma riski artar. Yoğun idrar içerisinde atılan tuzlar ve mineraller böbreklerin iç yüzeyinde tübül denilen ünitelerde zamanla taşa dönüşecek kristaller halinde çökeltiler oluştururlar. Zamanla bu kristaller birleşerek taş haline gelir.

 

Böbrek taşı hastalığı, idrarda yüksek seviyelerde kalsiyum, okzalat, ürik asit maddeleri olduğunda veya kristallerin birbirine yapışmasıni engelleyen sitratın az miktarda olduğu durumlarda ortaya çıkmaktadır.

 

İdrar yolu taşına bağlı yakınmalar nelerdir?

Böbrek taşlarının çoğunluğu bulgu vermez, başka bir sebeple yapılan radyolojik incelemeler sırasında saptanır. Eğer taş büyükse ve böbrek havuzcuğunda tıkanıklığa yol açmışsa ağrı ve enfeksiyona sebep olabilir. Taş hareket edip üreter adı verilen böbrekle mesane arasındaki kanala girerse idrar akışını tamamen engelleyerek kolik denilen çok şiddetli ağrıya yol açabilir. Ağrı bel bölgesinden başlayarak kasığa doğru yayılır ve hastalarda bulantı, kusma, karın şişliği gibi ek yakınmalara yol açabilir. Taşın idrar yollarını zedelemesine bağlı idrarda kanama görülebilir.

 

İdrar yolu taşı tanısı nasıl konulur?

Taşların bir kısmı rastlantısal olarak saptanır. Ultrasonografinin yaygın kullanılması ile günümüzde herhangi bir yakınmaya yol açmadan tanı konulan taş hastalığının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Diğer yandan bel ağrısı, tekrarlayan idrar yolları iltihabı veya idrarda kanama gibi yakınmalar hastayı hekime getiren unsurlardır. Bu yakınmalarla başvuran hastalarda aşağıdaki incelemeler biri veya birkaçı yapılarak kesin tanı konulmaktadır.

 

Direk Üriner Sistem Grafisi (DÜSG): X ışını kullanılarak çekilen bu film ile saydam olan (opak) böbrek taşlarının çoğunluğu görülebilir. Opak olmayan taşlar veya küçük üreter taşları bu teknikle görüntülenemez.

 

Ultrasonografi: Bu yöntemde iç organları izlemek için yüksek frekanstaki ses dalgaları kullanılarak elde edilen veriler bir bilgisayar yardımı ile ekranda görüntü haline getirilir. X ışını kullanılmadığından güvenli bir yöntem gibi gözükmesine rağmen özellikle üreterde yer alan küçük taşları göstermede yetersizdir.

 

İntravenöz Pyelografi (İVP): Bu yöntemde damar içerisine verilen bir kontrast madde aracılığıyla aynı anda hem böbreklerin anatomisi hem de fonksiyonlarını incelemelek mümkün olmaktadır. Bu yöntemle taşların böbrek içerisindeki yerleşimleri ve böbrekte oluşturdukları hasar hakkında detaylı bilgi alınabilmektedir. Kontrast maddeye alerjisi olanlar, hamileler ve böbrek yetmezliği olanlarda bu teknik uygulanmamalıdır.

 

Spiral Bilgisayarlı Tomografi (BT): Röntgen ışınları kullanılarak yapılan ince kesitli üriner sistem BT günümüzde böbrek taşlarının değerlendirmesinde altın standarttır. Dakikalar içerisinde yapılabilen bu inceleme ile 1-2 milimetre boyutundaki taşlar bile görülebilir. Ayrıca taşın yoğunluğu ölçülerek taşın kırılabilirlik derecesi saptanılabilir.

 

Taş oluşum riskini artıran faktörler nelerdir?

  • Yetersiz sıvı alımı: Yeterli sıvı alınmazsa, özellikle de su içilmezse idrar içerisinde taş oluşumuna yol açan minerallerin konsantrasyonu artar. Bu yüzden sıcak iklimde yaşayanlar veya sicak ortamlarda çalışanların taş oluşturma riski artmaktadır.

 

  • Aile öyküsü ve kişisel öykü: Ailesinde taş öyküsü olanların taş oluşturma olasılığı yüksektir. Yine böbreğinde bir kez tas oluşan bir hastanın S yıl içinde ikinci bir taş oluşturma riski %50 civarındadır.

 

  • Yaş cinsiyet ve ırk: Böbrek taşı hastalığı çoğunlukla 30-50 yaş aralığında görülür. Erkeklerde ve beyaz ırkta taş hastalığına daha sık rastlanır.

 

  • Bazı hastalıklar: Renal tübüler asidoz, gut ve sistinüri gibi nadir görülen hastaliklarda taş oluşturma riski artar.

 

  • Diet: Yüksek hayvansal protein ve düşük lif içeren dietlerde taş oluşturma riski artar. Ayrıca fazla miktarda tuz tüketimi ile taş oluşumunun ilişkili olduğu saptanmıştır.

 

  • Az hareket veya hareketsizlik: Yatalak olan hastalarda ve uzun süre az hareket eden hastalarda kemiklerde erime olabilir ve idrarda kalsiyum oranı yükselerek taş oluşma riski artar.

 

Böbrek Taşları önlenebilir mi?

Taş rahatsızlığı yaşayanların yaklaşık yarısı sonraki 10 yıl içinde tekrar taş oluşumu ile ilgili problem yaşamaktadır. Bazı şeylere dikkat ederek taş oluşum riski en aza indirilebilir:

 

  • Günde yaklaşık 2 litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır (önemli kısmı su olarak).
  • Taşların büyük kısmı kalsiyum içerikli olduğundan önceleri kalsiyumlu gıdalar yasaklanırken günümüzde kalsiyumun taş oluşumunu önleyici etkisinin bile olduğu saptanmıştır. Ancak çok nadir durumlarda (barsaktan kalsiyum emilimi aşırı olan, çok yüksek dozda kalsiyum tabletleri alan hastalar gibi) kalsiyum, taş oluşum riskini
  • arttırmaktadır.
  • D vitamini takviyeli yiyecekler ve kalsiyum bazlı antasitlerden kaçınılmalıdır.
  • Hayvansal gıdalar aşırı tüketilmemelidir.
  • Diyette tuz kısıtlanmalıdır.

 

İdrar yolu taşlar tedavi edilmeli midir?

Böbrek havuzcuğunda (pelvis) yerleşik taşlar mutlaka tedavi edilmelidir. Aksi takdirde böbrekte fonksiyon bozukluğuna ve iltihaba yol açabilmektedirler.

 

Eğer böbreğin içindeki kaliks adı verilen ceplerin içinde bir taş var ise ve belirgin bir yakınmaya sebep olmuyor ise, belirli aralıklarla izlem yeterli olabilir. Fakat kaliks taşları bulundukları yerde zamanla büyürse veya hareket edip üreter kanalına girer ise ağn, kanama, iltihap gibi ciddi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu tür kalis taşları tedavi edilmelidir.

 

Medikal Tedavi

5 mm’ye kadar olan taşların büyük çoğunluğu verilen ağrı kesici, antispazmodik ilaç tedavisi ve bol sıvı alımı ile düşürülebilir. Taşın boyutu büyüdükçe müdahalesiz düşürme olasılığı azalır.

 

ESWL (Vücut dışından şok dalgaları ile taş kırma)

Böbrek taşlarının tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir. Vücut dışında oluşturulan şok dalgalan taş üzerine odaklanarak tedavi sırasında taş küçük parçalara bölünür. Daha sonra bu parçaların idrarla atılması beklenir. İşlem sırasında duyulan ağrıyı azaltmak için çoğunlukla sakinleştirici ilaç kullanılması veya hafif bir anestezi verilmesi gerekebilir. ESWL sonrası taş parçacıklarının dökülmesi günler hatta bazen haftalar sürebilir. Bu süreçte hastalar ağrı hissedebilir ve idrar yolu iltihabı gelişebilir. Çok ender de olsa üreter kanalında kumlar birikerek dökülmesinde gecikme olabilir (kum yolu, tas yolu) ve bu durum ek tedavi gerektirebilir.

 

Üretoroskopi

Üreter kanalı içerisindeki taşlar düşmezse veya ESWL ile kırılamazsa idrar yolundan üreteroskop denilen aletler yardımıyla girilerek tedavi edilebilirler. Üreteroskoplar 2.5-3 mm çapında, uzunlukları boyunca bir çalışma kanalı ve görüntüyü sağlayan bir mercek bulunan cihazlardır. Rijid yani sert üreteroskoplar ile diş idrar yolu ve mesane geçilip üreter içine girilerek taşlar Holmium lazer veya pnömatik taş kırıcı ile kırılarak tedavi edilir. Bu üreteroskoplar ile alt ve orta üreterdeki taşlar tedavi edilebilirler. Fleksibl yani kıvrılabilen üreteroskoplar ise uçlan çeşitli yönlerde ve açılarda döndürülebildiğinden hem üst üreterdeki, hem de böbrek içinde havuzcuk ve kalis adi verilen ceplerdeki taşların tedavisinde kullanılırlar. Üretereroskopik taş tedavisi sonrası hastalar aynı gün veya bir gün sonra evlerine taburcu edilirler.

Henüz Yorum Yok

Bir Mesaj Bırakın